BANDIRMA' NIN ESKİ RESİMLERİ ( TIKLA )                                                BANDIRMA' NIN YENİ RESİMLERİ ( TIKLA )

 

BANDIRMA

 Genel Bilgi


Marmara Bölgesi'nde Balıkesir İli'ne bağlı bir ilçe olan Bandırma'nın batısında Gönen, güneyinde manyas ile Susurluk, doğusunda Bursa, kuzeyinde Erdek ile Marmara denizi bulunmaktadır. Bandırma Körfezi'nde yer alan önemli bir liman kentti olan Bandırma ovalık bir alanda yer almaktadır. Bu ovada yer yer 500 m.yi geçmeyen tepeler bulunmaktadır. İlçenin en önemli su kaynağı Manyas ve Kuş Gölleridir.

Yüzölçümü 599 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 120.753'tür.

İlçenin ekonomisi tarım, sanayi, ticaret ve turizme dayanmaktadır. Kırsal kesimde bitkisel üretim ağırlıklı olup, mısır, yulaf, şeker pancarı ve bakla en çok üretilen bitkilerdir. Bağlık alanlarda şaraplık üzüm yetiştirilir. Ayrıca maydonozu ile ünlüdür. Merinos yetiştirme çiftliğinde sığır, damızlık koç ve merinos koyunu üretilir. Tavukçuluk, atçılık ve sığırcılık konularında bakım, islâh ve verim çalışmaları yapılmaktadır. marmara Denizi kıyılarında ve Manyas Gölünde balık üretimi yapılmaktadır.

Bandırma, tarihte Kyzikos ve Panarmos (bugünkü Bandırma) antik kentlerine dayanılarak ilk yerleşimin MÖ.XVIII.- X.yüzyıllarda başladığı sanılmaktadır. Bandırma’nın 5 km. kuzeybatısında, Kapıdağ yarımadasını ana karaya bağlayan, dar ve alçak kıstağın kuzey doğusunda bulunan Kyzikos  İlk Çağ’da karaya yakın bir ada konumunda idi.

Kyzikos ile ilgili araştırmalara XV.yüzyılda başlanmıştır. İtalyan  araştırmacı Ankonalı Cyriacos, burada gördüğü, ancak günümüze çok azı gelebilmiş kalıntılardan söz etmiştir. XVIII-XIX.yüzyıllarda Avrupalı gezginler Kyzikos’a gelmişlerse de yalnızca Hadrianus mabedi ile ilgilenmişlerdir.C.Texier de tiyatronun ayakta kalmış kemer ayaklarının çizimlerini yapmıştır. Perrot,1862’de yayınlanan Galatia ve Bithynia seyahatnamesinde Kyzikos’un günümüze ışık tutan plânı ve bazı kalıntılarını çizmiştir.Onları Rustafsaell ve Hasluck’un çalışmaları izlemiştir.
Arkaik dönemde (M.Ö.479 öncesi) burada Dolionez denilen bir topluluk yaşıyordu. Bununla beraber kentin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu da açıklık kazanamamıştır.

Kyzikos’un ve bugünkü Bandırma'nın ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesinlik kazanamamakla beraber M.Ö.756’da Miletos’dan gelenlerin kenti ele geçirdiği bilinmektedir. Miletoslu göçmenlerin yönetiminde, çevrenin önemli bir balıkçılık ve ticaret merkezi olmuş, Karadeniz kentleriyle yapılan ticarette üs konumunu yüklenmiştir. Ord.Prof.Dr.Ekrem Akurgal’ın burada yaptığı  kazılarda Geç Geometrik dönem keramiklerinin bulunduğu kentin M.Ö.VII.yüzyılın ilk yarısında kurulmuş olduğunu ortaya koymuştur. Yöreye egemen olan Perslere karşı başlatılan ayaklanmada Kyzikoslular Miletosluların yanında olmamışlardır.İsyanı bastırmak için yola çıkan Pers donanmasını, onlar gelmeden önce Daskleion kentindeki satrap Olbares ile anlaşarak onlara bağımlılığını bildirmişlerdir. Bu nedenle de Kyzikos, diğer kentler gibi yakılıp yıkılmaktan kurtulmuştur. Kyzikos'un M.Ö.498’de Atina’nın egemenliğine girdiğini Xenophon’dan öğreniyoruz. M.Ö.281 de Kunupedion savaşının ardından Seleukos Krallığının eline geçmiştir. Kyzikos’un Pergamon Krallığı ile olan ilişkileri de bu dönemde başlamıştır. Pergamon Krallığının vasiyet yoluyla Roma’ya katılmasından sonra da Bergama’ya bağlı bir Roma eyaleti konumuna girmiştir.Kısa bir süre sonra bağımsızlık hakkını elde etmiştir.Ancak M.Ö.I.yüzyılın ikinci yarısında Roma’nın doğu ülkeleri komutanı Antonius’un donanmasını hazırlaması isteğini kabul etmemiş, bunun sonucu olarak da bağımsızlığını kaybetmiştir.
İmparator Hadrianus döneminde (M.S.117-138) önemli bir kültür merkezi olmuştur.İmparator M.Ö.124’de Kyzikos’a gelmiş, kısa süre sonra da İmparatorluğun kültürünü benimseyen kentler arasına girmiştir.Bu nedenle Roma’nın ekonomik desteğini kazanmış, kentte yeni eserler yapılmaya başlanmıştır.

Doğu Roma İmparatoru Constantinus’un, Byzantionu başkent yapmasıyla birlikte Kyzikos’lu bilginler oraya göçmüşlerdir.Ne var ki,Byzantion’un deniz ticaret merkezi oluşu Kyzikos’u ekonomik yönden çöküntüye uğratmıştır.Arap akınları, 943 depremi kente zarar vermiştir. Nikaia piskoposluğunun güçlenmesinden ötürü Kyzikos’da oraya bağlanmıştır.Bunun ardından 23 Eylül 1063 depremi kenti tümüyle yıkmış, halk da Artaka’ya (Erdek) göçmüş ve bir daha da eski günlerine dönememiştir. Kyzikos’dan günümüze ulaşan kalıntıların başında Hadrianus Mabedi gelmektedir. Günümüze mabetten yalnızca çevresindeki terasları destekleyen bir kemer ve tonozlu temelleri gelebilmiştir.  Kyzikos tiyatrosu, kent surlarından bazı kalıntılar dikkati çekerse de bunların pek fazla bir önemi bulunmamaktadır. Roma döneminde içerisinde gladyatör gösterileri ile vahşi hayvan mücadelelerinin yapıldığı amfitiyatro Hamamlı ve Çeltikçi köyleri arasındaki bir dere yatağındadır. M.S.124 depremi kentteki birçok yapı gibi burasını da yıkmıştır. Kentin nekropolü Edincik yolu üzerindedir. Kyzikos kalıntıları İstanbul Arkeoloji Müzeleri ile Erdek Açık Hava Müzesindedir.

Bandırma Aksakal beldesi Ergili Köyü sınırları içerisindeki Daskyleion Antik Kenti, Kuş Gölü kıyısında yer almaktadır. Pers (Akhaemenid) Satraplığı (Genel Valilik)’nın merkezi olan Daskyleion antik çağın her döneminde önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. En önemli çağını Perslerin Satraplık Merkezi olduğu dönemde yaşamıştır. Daskyleion ile ilgilii bilgiler Prof.Dr.Ekrem Akurgal'ın  1954-1955 yıllarında yaptığı kazılarda ortaya çıkan kalıntı ve bulgularla belirlenmiştir.

MÖ.334'te Büyük İskender buraya hakim olmuş, Onun ölümünden sonra Romalıların, daha sonra da Bizanslıların egemenliğine geçmiştir. Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın 1076'da yöreyi ele geçirmesinin ardından Bandırma, yeniden Bizans yönetimine girmiştir. XIII.yüzyılda Karesi Beyliğinin hakimiyetinde kalmışsa da Orhan Gazi tarafından osmanlı topraklarına katılmıştır.

XVI.yüzyılın sonlarında İstanbul Kadılığına, 1830'da Erdek kazasının Kapıdağı bucağına bağlanmış, 1880'de de kaza yapılmıştır. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Kırım ve Rumeli göçmenleri buraya yerleştirilmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Boğazı'nın kapatılması ile daha da önem kazanmıştır. Yunanlılar tarafından 2 Temmuz 1920'de işgal edilmiş ve 17 Eylül 1922'de de işgalden kurtarılmıştır.

Yunan işgali sırasında şehrin yakılmasından ötürü tarihi eserlerin büyük çoğunluğu zarar görmüştür. Kentteki en önemli tarihi yapı XIX.yüzyılın başında Haydar Çavuş'un yaptırdığı Haydar Çavuş Camisi, Mimar Kemalettin Bey tarafından Neo-klasik üslupta yenilenmiştir. Devleki Çayı (Güzelce) üzerindeki köprü Roma döneminden kalmıştır. Bandırma çevresinde Kuş Cenneti Milli Parkı, Livatya Plajı, Kapıdağı Yarımadasında'ki Koca Kum ve Tanaça'da doğal plajlar bulunmaktadır.

BANDIRMA'NIN GENEL TARİHİ   &   BANDIRMA ADININ ASLI

Bandırma’nın içinde bulunduğu bölgede yapılan kazı ve araştırmalardan, bu alanda M.Ö. 6. Bin yılının ortalarına uzanan Neolitik ve 5. Bin yılının sonlarına uzanan Kalkolithik yerleşmelerin olduğu tespit edilmiştir. Ancak kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Çeşitli araştırmalardan, Bandırma’nın M.Ö 8. veya 9. yy’lar arasında, Kapıdağ yarımadasındaki Kyzikos şehri ile aynı zamanda kurulmuş olabileceği sonucuna varılmıştır. Bir balıkçı köyü olan ve Kyzikos şehir devletinin limanı olarak da kullanılan Bandırma, o yıllarda Güvenilir Liman anlamına geldiği düşünülen Panormos olarak anılıyordu. Panormos adının "Güvenilir Liman" anlamına geldiği bazı tarihçilerce reddedilmekte, bu adın "Yeşil Ova" anlamına geldiği ve bugün hava üssünün bulunduğu, şimdiki şehir merkezinin biraz dışında kalan düzlük yörenin o dönemlerde çeşitli eğlencelerin yanı sıra büyük güreş ve başka spor müsabakalarının da düzenlendiği bir şenlik alanı olduğu, şehrin adının bu düzlükten geldiği ileri sürülmektedir.
Bandırma tarihi üzerine bir başka tartışma konusu da antik çağın ünlü masalcısı Aisopos'un Bandırmalı olup olmadığıdır. Cevat Şakir (Halikarnas Balıkçısı), bu savı ileri sürdüyse de yörenin tarihinin araştırılmasında büyük katkısı olan Reşit Mazhar Ertüzün ve Ege Üniversitesi'nden Arkeoloji Profesörü Tomris Bakır, bu sava karşı çıkmakta, bu yanılgıya yol açanın antik çağda Aisopos adıyla anılan Bandırma civarındaki akarsu olduğunu belirtmektedirler. Bandırma'nın yakınındaki Gönen ilçesinin eski adı da Aisepos‘tur. Bu, kasabanın yanından geçen çayın adıdır.
Bandırma’ya Türkler’in girişi ise Anadolu’da ilk Türk Devletini kuran Kutalmışoğlu Süleyman Bey’in 1076 yılında Kyzikos’la birlikte Aydıncık ve Bandırma’yı fethetmesiyle gerçekleşmiştir. 1106 yılında Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan’ın vefatı sonrası bölge tekrar Bizans egemenliğine geçmiştir. 1115 yılında Bölgeye hücum eden Türkler Bursa ve Apollonia’yı alarak Kyzikos ve Panormos üzerine yürümüşler, ancak Haçlılar’ın ardı arkası kesilmeyen akınları karşısında geri çekilmişler bölge Bizans egemenliğinde kalmıştır.
12. yüzyılın sonlarında Selçuklu uç Beyleri egemenliklerini ilan etmişler, Bandırma’da Karesi Beyliği’nin himayesine girmişler. Merkezi Balıkesir olmak üzere Bölgeyi idare eden Karesi Bey daha sonraları Marmara ve Çanakkale sahillerini, Karabiga ile birlikte bazı şehirleri eline geçirmiştir.
Türkler’in bölgedeki hakimiyetinden çekinen Bizanslılar Anadolu’da Türk Beylerinin ilerleyişini durdurmak için İspanya’dan Katalanlar adıyla bilinen paralı askerler getirerek Kyzikos’a yerleştirmişlerdir.
Bir süre Aydıncık ve Hüdavendigar’a bağlı olan Bandırma 16. Yüzyılın 2. yarısında Galata Kazası Kapıdağ Nahiyesine bağlanmıştır.
Bandırma’nın o yıllardaki gelişmesinde Padişah’ın Dergah-ı Ali çavuşlarından Haydar Çavuş’un Bandırma’ya yerleşmesi önemli bir etken olmuştur. Bazı kaynaklarda Bandırma’ya sürgün olarak gönderildiği belirtilen Haydar Çavuş, sahilde kendi adını taşıyan bir cami, medrese, hamam, beş ev, on dükkan yaptırmıştır. Bu eserleri vakıf olarak Bandırma’ya bırakan Haydar Çavuş’un bundan sonraki yaşamı konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Bandırma, 1830 yılında Erdek ilçesi Kapıdağ bucağına bağlanmış, Tanzimata kadar voyvodalıkla idare edilen Bandırma Tanzimatın ilanından sonra gerçekleştirilen idari yapılanmadan sonra Erdek ilçesine bağlı bir bucak olmuştur.
1874 yılında büyük bir yangın geçiren Bandırma’nın tamamına yakını bu yangında harap olmuştur. Yangın sonrası Bandırma kısa zamanda yeniden onarılmış, Haydar çavuş camii de on bir yılda kagir olarak yeniden yapılmıştır. 1876-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda, Kırım ve Romanya’dan göç eden Tatarlar’ın Bandırma’ya yerleştirilmesi şehirde bir canlanmaya ve nüfusunun artmasına neden olmuştur. Bu gelişmeler sonrası Bandırma, 1878 yılında Karesi Sancağı’na (Balıkesir) bağlı bir ilçe merkezi haline getirilmiştir.
I. Dünya Savaşı yıllarında Bandırma, Çanakkale Boğazı’nın kapatılması ile bölgesel olarak büyük bir önem kazanmıştır. Savaş sonrası 2 Temmuz 1920 tarihinde Yunanlılar tarafindan işgal edilen Bandırma Büyük Taarruz sırasında Türk birliklerinin kente girmesiyle 17 Eylül 1922 tarihinde işgalden kurtarılmıştır. Bandırma'nın hemen yanında bulunan, kent merkezinden ve Erdek'in batısından rahatça görülebilen Ayyıldız Tepede bu işgalden kurtuluşu ve zaferi sembolize eden bir anıt bulunmaktadır. Son Kurşun Anıtı olarak bilinen bu anıt, 1974 yılında betondan yapılmış tüfeklerin çatılmasıyla oluşturulmuş olup, anıtın hemen yanında Bandırma’nın kurtuluşu sırasında şehit olan 80 kahramanın isimlerinin yer aldığı iki de kitabeye sahiptir.
Şehir, Osmanlılar döneminde de İstanbul’u Kuzey Ege ve İzmir’e bağlayan önemli bir iskeleydi. Osmanlı döneminden kalan tek eser 1877’de yanan 19. yüzyıl camisinin yerine mimar Kemalettin Bey tarafından yapılan Haydar Çavuş Camii’dir.
Ayrıca Bandırma 1953(Gönen depremi) ve 1964'te(Manyas depremi),Gönen depreminin şiddeti 7,0'nin üzerinde olmak üzere iki şiddetli deprem geçirmiştir.
 

Bandırma Marmara Denizi’nin güneyinde, aynı adla anılan körfezde yer alan önemli bir liman kentidir. Ülkemizin üç büyük kenti İstanbul, İzmir ve Bursa’ya ortalama  2 saatlik uzaklıktadır.

Bandırma; kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım olanaklarının tamamına sahiptir. Karayolu ile; Balıkesir üzerinden Ege’ye ve güneye, Bursa üzerinden tüm Anadolu’ya ve İstanbul’a, Çanakkale üzerinden de Trakya’ya, kısaca yurdumuzun her yanına rahat ulaşım olanağı olan bir kenttir.

Denizyolu ulaşımında, İstanbul-Bandırma arasındaki hızlı feribot ve deniz otobüsü seferleri, Bandırma’yı İstanbul’un bir parçası konumuna getirmiştir. Yaz aylarında karşılıklı altı seferi bulan yoğun taşıma programı ile, iki saat gibi kısa bir zamanda, üstelik rahat bir yolculukla İstanbul’a ulaşmak mümkündür

Demiryolunu tercih edenler için ise; her gün yapılan İzmir-Bandırma arasındaki düzenli tren seferleri, farklı bir ulaşım alternatifi sunmaktadır
2000 yılında yapılan nüfus sayımı sonuçlarına  göre Bandırma’nın nüfusu 100 binin üzerindedir.

Bandırma, bölgenin önde gelen sanayi kentlerinden biridir. İlçemizde gübre, un, yem, çırçır, çeltik, bitkisel yağ, damızlık civciv, etlik piliç, yumurta, salça, dondurulmuş su ürünleri, mermer ve taş işletmeciliğinde ülkemizin önde gelen firmalarının tesisleri bulunmaktadır.  Bugün ülkemizde üretilen kimyasal gübrenin % 15’i, etlik civcivin % 25’i, yumurtalık civcivin %20’si Bandırma’da üretilmektedir.

 

Bandırma ve çevresi turizm açısından zengin bir potansiyele sahiptir. Dünyaca ünlü Kuşcenneti, antik çağların iki önemli dönemine ait Kyzikos ve Daskyleion kazıları, Kapıdağ’da doğa turizmi, Erdek ve Avşa’da deniz turizmi, Gönen ve Manyas’da termal turizm bölgemizin önemli zenginlikleri arasında yer almaktadır.

Canlı bir sosyal yaşamı bulunan Bandırma’da, gelen misafirlerin rahat ve huzur içinde kalabilecekleri oteller, temiz ve ferah bir ortamda yemek yiyebilecekleri restaurantlar bulunmaktadır.